Özel Eğitim ünite 1


•Özel eğitimin ve özel eğitime muhtaç olan çocukların daha iyi
anlaşılıp,alınacak önlem, yapılacak müdahale, hazırlanacak ortam,
sağlanacak destek ve eğitimlerin daha verimli bir şekilde
sağlanabilmesi için zedelenme-sapma, yetersizlik, özür-engel, özel
eğitim ve kaynaştırma gibi bazı temel kavramların bilinmesi
gerekmektedir.
•Özel eğitimin amacı, özel eğitime muhtaç olan bireylerin mevcut
potansiyellerini en üst seviyede kullanarak içinde bulundukları
toplumla uyumlu ve bağımsız yaşayabilmelerine yönelik
yapılabilecek yardımları en iyi şekilde planlama, uygulama ve
sürdürmedir.
•Özel eğitim, bireysel farklılıklardan dolayı bireyler arasında oluşan
fırsat ve imkan eşitsizliklerini belli ölçüde ortadan kaldırması
açısından hem bireysel hem de toplumsal önem arz etmektedir.
•Özel eğitimde planlanan amaçlara istenilen düzeyde ulaşabilmek
için belli ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir.
•Özel eğitimde eğitim verilen ortamın bireyi sosyal ve akran
çevresinden koparmayacak düzeyde en az kısıtlayıcı ortam olması
gerekir. Ancak bu durumu sağlamak bireylerin yetersizlikten
etkilenme durumlarına bağlı olarak her zaman mümkün
olamayabilir.
•Özel eğitime muhtaç çocuklara yönelik eğitim ortamları en az
kısıtlayıcı ortamdan en fazla kısıtlayıcı ortama doğru şu şekilde
gitmektedir: Normal sınıf, kaynak oda, ayrı sınıf, ayrı okul, yatılı
okul, ev/hastane.
•Bireylerde engel durumunun oluşmasında, doğum öncesi, doğum
anı ve doğum sonrası birçok faktör etkilidir. Bu durumları önleme
için engel nedenlerinin iyi bilinmesi ve erken müdahale içinde tanı
ve değerlendirmenin yapılması önem arz etmektedir.ır. diğer görme bozukluklarıdır.

Özel Eğitim ünite 2


•Özel eğitime muhtaç olan bireylerin bazı özellikleri birbirleriyle
benzeşik olsa da birçok açıdan farklılıklar göstermektedir. Özel
eğitim alanında yapılan çalışmaların daha sistemli yapılması, tanı ve
eğitim ilişkisinin kolay ve sağlıklı kurulması, disiplinler arası
uzmanların iş birliği ve uygulanacak programların daha spesifik
olarak hazırlanmasında özel eğitime muhtaç bireylerin
sınıflandırılmasında kolaylık sağlamıştır.
•Literatürde farklı sınıflandırma şekillerine rastlanılmakla birlikte
genelde şu şekilde sınıflandırmaların yapıldığı görülmektedir:
Duygusal ve Davranışsal Bozukluk, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
Bozukluğu , Yaygın Gelişimsel Bozukluklar, Dil ve Konuşma
Bozuklukları, Görme Yetersizliği, İşitme Yetersizliği, Ortopedik
Bozukluklar, Zihinsel Yetersizlik, Özel Öğrenme Güçlüğü, Süreğen
Hastalıklar, Üstün ve Özel Yetenekliler, Çoklu Yetersizlik.
•Özel eğitim çalışmalarının dünyada ve Türkiye'deki tarihsel
gelişimine bakıldığıda, özel eğitime muhtaç bireylere yönelik
yaklaşım ve uygulamarda geçmişe nazaran günümüzde daha
çağdaş, bireyel farklılıklara saygılı, bireyler arası farkın yarattığı
eşitsizlikleri gidermeye yönelik anlayışın hakim olduğu
görülmektedir.
•Ayrıca günümüzde dünyada özel eğitime muhtaç bireylerin hak ve
özgürlüklerinin korunması için çeşitli yasal düzenlemerin yapılması
ve uygulanması da sıklaşmıştır. diğer görme bozukluklarıdır.

Özel Eğitim ünite 3


•Yasal tanıma göre, yapılması gereken bütün düzeltmeler yapıldıktan
sonra, 20/200’lük görme keskinliğine ya da daha azına sahip olan
ve görme alanı 20 dereceden az olan bireylere kör, görme
keskinliği 20/70 ile 20/200 arasında olan bireylere de az gören
denilmektedir.
•Eğitsel tanıma göre, ileri derece görme kaybı olan ve eğitiminde
mutlaka kabartma alfabe ve sesli materyallere ihityaç duyan
bireylere kör, görme duyusunu öğrenme amacıyla kullanabilen
bireylerede az gören denilmektedir.
•Göz; Sklera, Konjuktiva, Kornea, Göz Sıvısı, İris, Mercek, Saydam
Sıvı, Koroid, Retina, Maküla, Kör Nokta ve Optik Sinir gibi
bölümlerden oluşmaktadır.
•Gözler dıştan içe doğru Dış (Sert) Tabaka, Orta (Damar) Tabaka ve İç
(Ağ) Tabaka olmak üzere üç tabakadan oluşmaktadır.
•Görme engelli bireyler soyut düşünmeyi gerektiren becerilerde
sıkıntı yaşarlar. Bağımsız haraket becerileri sınırlıdır. Görme
engelinden kaynaklanan eksiklikleri diğer duyu organları ile telafi
etmeye çalışırlar. Konuşurken jest ve mimikleri kullanmada
yetersizlik gösterirler.
•Görme yetersizliğinin dil becerileri üzerinde önemli bir etkisinin
bulunmadığı genel bir görüş olarak kabul edilmektedir.Motor
becerilerde yaşanan gecikmeler görme yetersizliğinin yarattığı
deneyim eksikliğinden kaynaklanmaktadır.
•Sosyal gelişimde görme önemli bir yere sahip olduğu için, görme
yetersizliği olan bireyler ,iletişime girme ve iletişimi sürdürme
konusunda sıkıntı yaşarlar. ve renk körlüğü de diğer görme bozukluklarıdır.

Özel Eğitim ünite 4


•Beş yaşından önce meydana gelen görme yetersizlikleri doğuştan,
beş yaşından sonra meydana gelen görme yetersizlikleri de
sonradan ya da avantajlı görme yetersizliği olarak
adlandırılmaktadır.
•Çocukların görme yetersizliğinden etkilenmesine doğum öncesi,
doğum sırası ve doğum sonrası gibi birçok neden sebep
olabilmektedir. Ancak görme yetersizliğinin en yaygın nedeni
kalıtımsal nedenlerdir.
•Gözün yani görmenin gelişimi yaklaşık olarak 7 yaş civarında
yetişkin bireyin görme seviyesini ulaşmaktadır.
•Doğum öncesi sebepler, doğum öncesi dönemde çocuğun görme
özürlü olmasında, annenin hamilelik döneminde geçirdiği çeşitli
hastalıklar, ırsiyetle intikal eden hastalıklar ve kazalar başta gelen
sebeplerdendir.
•Doğum sırasındaki sebepler, doğum anı travmaları çocuğun görme
özürlü olmasında başta gelen sebeplerdendir. Doğumun güç ve geç
olması, normal doğumun mümkün olmaması durumunda forsebsin
yanlış kullanılması çocuğun görme özürlü olmasına sebep olabilir.
•Doğum sonrası sebepler, doğum öncesinde görme özürlü olmaya
sebep olan kalıtımla geçen bazı hastalıklar ilk çocukluk çağından bir
süre sonra gelişerek çocuğun engelli olmasına sebep
olabilmektedir.
•Görme yetersizliği en fazla kırma kusurlarından oluşmaktadır.
Bunlar miyop, hipermetrop ve astigmattır.
•Albinizm, şaşılık, göz tembelliği, katarakt, göz tansiyonu, prematür
retinopatisi, gece körlüğü, optik sinir atrofisi, maküler
dejenerasyon, anidiria, nistagmus, trahom, keratit, keratokonüs,
kuru göz sendromu ve renk körlüğü de diğer görme bozukluklarıdır.

Özel Eğitim ünite 5


•Görme engelliliğe sebep olan nedenlerden birçoğunun önlenebilir
nitelikte olduğu araştırmacılar tarafından ileri sürülmektedir.
•Görme güçlüğü erken tanılandığında, teşhis edildiğinde görme
güçlüğünün önüne geçmek ya da görme yetersizliğini önlemek
mümkün olabilmekte, çocuğun tedavi edilebilme olasılığı
artmaktadır.
•Görme yetersizliğini veya görme engelini önleme, kamuoyunun
eğitimi, tıbbi hizmetlerin geliştirilmesi, yasal önlemler ve diğer
faktörler olmak üzere dört başlıkta ele alınmaktadır.
•Görme yetersizliğinin kesin tanısı göz doktorları tarafından
yapılmaktadır.
•Okullardaki görme taramalarında Snellen Kartı yaygın olarak
kullanılmaktadır. Bu kartla öğrencilerin görme keskinlikleri kabaca
ölçülmektedir.
•Çocukta görme yetersizliğinin olası belirtilerinden bir kaçı varsa,
çocuğun görme yetersizliğine sahip olma olasılığı yüksektir.
•Görme taramalarında Snellen Kartı, Parmak Testi ve Mum Testi
kullanılmaktadır.
•Görme keskinliği genellikle Snellen Kartı kullanılarak ölçülmektedir.
Snellen Kartı sekiz sıra ve her sırada farklı büyüklükte olan E
harfinden oluşmaktadır.
•Parmak Testi, üç yaşından büyük çocuklar ve yetişkin bireyler için
tarama amacıyla kullanılan görme testidir. Parmak testi kör ve az
gören olarak tanımlanan görme yetersizliğinden etkilenmiş
çocukların belirlenmesine hizmet etmektedir.
•Mum Testi, üç yaşından küçük çocuklar için uygulanan görme
tarama testidir.

Özel Eğitim ünite 6


•Görme engelli bireylerin eğitimlerine, Paris’te Valentin Hauy
tarafından, 1785’te ilk yatılı kurum açılarak başlanmıştır.
•Ülkemizde görme engellilerin eğitimine, İstanbul Sultan Ahmet’teki
Ticaret Mektebinin bir bölümünde, Grati Efendi tarafından 1889’da
açılan sağırlar okuluna eklenen görme engelliler bölümünde
başlanılmıştır.
•Günümüzde, özel eğitim okullarında görme yetersizliği olan bireylere
okul öncesi ve ilköğretim düzeyinde eğitim hizmetleri sunulmaktadır.
•Görme yetersizliğinden etkilenmiş çocuklar; yatılı görme engelliler
okulları, özel sınıflar ve birlikte eğitim ortamlarında eğitim
almaktadırlar.
•Görme yetersizliği olan öğrenciler içerisinden birincil öğrenme kanalı
olarak dokunmayı kullananlar, Kabartma Alfabe (Braille Alfabesi) ile
okuma yazma öğrenirler.
•Matematikte görme engelli öğrenciler işlem yapabilmek amacıyla
küptaş kasa ve küptaşlardan, abaküsten ve Taylor Kasa gibi
materyallerden yararlanmaktadırlar.
•Görme yetersizliği olan çocuklara öğretilmesi gereken önemli
becerilerden biri bağımsız harekettir. Görme engelli bireyin engeli ile
baş edebilmesi için bağımsız bir şekilde hareket etmesi
gerekmektedir.
•Görme engelli bireylerin bağımsız hareket edebilmesini sağlayan
dört uygulama bulunmaktadır; uzun baston, rehberle yürüme,
rehber köpek ve elektronik araçlar.
•Uzun baston, görme engelli bireylerin bağımsız hareket etmeleri için
en fazla önerilen yardımcı araçtır.
•Görme engelli bireylerin eğitimlerinde günlük yaşam becerileri
önemli bir yere sahiptir. Günlük yaşam becerilerinin öğrenilmesi,
çocuğun ileriki yaşamında da bağımsız olabilmesi için mutlak olarak
kazanması gereken becerilerdir.
•Görme engelli bireyler için destek teknolojiler; bilgisayar yazılım ve
donanım araçları, konuşan kitaplar, normal yazıyı Braille alfabesine
dönüştürebilen yardımcı elektronik araçlar ve elektronik bağımsız
hareket araçlarıdır.

Özel Eğitim ünite 7


•İnsanlar birbirleri ile iletişimlerini genellikle konuşarak kurarlar.
Eğer bir birey işitme engelli ise karşısındaki insanın ne söylediklerini
anlayamaz.
•Ses; gaz, sıvı ve katı cisimlerin titreşiminden oluşan bir enerji olarak
tanımlanmaktadır.
•İşitme engeli ya da işitme kaybı gözle görülebilen veya
değerlendirilebilen bir engel değildir.
•Kulak; dış kulak, orta kulak ve iç kulak olmak üzere üç bölümden
oluşmaktadır.
•İşitme engelli çocuk, gerekli bütün düzeltmelere rağmen, özel
eğitimi gerektirecek kadar işitme yetersizliği olan çocuğa
denilmektedir.
•İşitmeyen bir birey, işitme kaybının, bir işitme cihazı ile ya da
cihazsız, sadece işitme yoluyla ana diline ilişkin bilgileri başarılı bir
şekilde işlemesi önemli derecede engellenen bireydir.
•Ağır işiten birey, işitme cihazının da yardımıyla, işitme yoluyla dilsel
bilgileri başarılı bir biçimde işleyebilmesine olanak verecek
derecede işitme kalıntısı bulunan bireydir.
•İşitme engelinin sınıflandırılması engelin derecesine göre, engelin
oluş zamanına göre, engelin sebebine göre, engelin oluş yerine
göre, engelin oluş biçimine göre ve engelin süreğenliğine göre
yapılmaktadır.
•İşitme yetersizliğinden etkilenmiş çocuklar, bireysel farklılıklarına ve
özelliklerine bağlı olarak birbirlerinden farklı özellikler
gösterebilmektedirler.

Özel Eğitim ünite 8


•İşitme kaybı, bireyin işitme yeteneğinin konuşma ve çevresel sesleri
algılayamama durumudur. Diğer bir deyişle bu yapıların görevi
yerine getirememesidir.
•İşitme yetersizliği çocuklarda gelişim alanlarında gecikmeye neden
olmaktadır.
•İşitme eşiği, ses uyaranının sessizlikten ayrıldığı durumdur.
•İşitme kaybı, sesler desibel olarak ifade edilebilmektedir.
•Bireyin işitme testi sonucunda normal işitme değerinden farklılık
göstermesidir.
•İşitme alıntısı işitme eşiği seviyesinin altında kalan ve uyarıldığında
sesi beyine ileten alandır.
•İşitme yetersizliği kişinin işitme testinden aldığı sonuçlar normal
işitme eşiklerinden farklı ise kaybın derecesi bireyin dil kazanımını
olumsuz yönde etkiliyorsa işitme yetersizliği söz konusudur.
•İşitme duyarlılığı bireyin 16-20000 Hz., 0-110 dB değerinde olan
sesleri işitmesine denir.
•Doğum öncesi, anı ve sonrası olmak üzere işitme engeli nedenleri
bulunmaktadır.

Özel Eğitim ünite 9


•Doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrasında meydana gelen
olumsuzluklar işitme kaybına neden olabilmektedir.
•Çocuğun işitmede ki kaybını küçük yaşlarda fark edenler aile
bireyleridir. Özellikle anneler çocuklarının davranışlarındaki
farklılıkları anlayabilirler.
•İşitme ile ilgili şüphe duyulduğunda vakit kaybetmeden anne- çocuk
sağlığı kuruluşlarına, hastane içinde yer alan kulak-burun-boğaz ve
odyoloji servislerine başvurulması gerekir.
•İşitme özürlü çocuklar normal gelişim gösteren çocuklar gibi aynı dil
kazanım aşamalarını izlerler.
•İşitme özürlü çocuklar sınırlı bir çevrede büyüdükleri için olumlu
iletişim kuramamaları sebebiyle kişiliklerinde uyumsuzluklar ortaya
çıkar.
•İşitme özürlü çocuklar dili kullanamadıkları için zihinsel
gelişimlerinde yetersizlikler gösterebilir.
•İşitme kaybının en önemli etkisi dil ve konuşma gelişiminde
görülmektedir.
•Her çocukta olduğu gibi işitme engelli çocuklarında kişisel ve sosyal
uyumları aile ve çevresindeki diğer insanlarla etkileşimlerine
bağlıdır. İşitme özürlü çocuklar normal gelişim gösteren yaşıtları
gibi sosyal etkinlik gösteremezler.
•İşitme engelli çocuklar normal yaşıtları gibi 0-2 yaş döneminde aynı
gelişim özelliklerini gösterirler.
•Çocuğa uygun eğitim programının hazırlanabilmesi için muhakkak
ailenin de bulunduğu bir ekip tarafından çocuğun dil ve konuşma
becerileri, gelişim alanlarının, çocuğun zekâsının belirlenmesi
gerekir.
•İşitme engelli bireylerin sorunlarını çözmenin en önemli yolu engelli
hale gelmemelerini ya da sayılarını en az seviyede tutmayı
sağlamaktır.

Özel Eğitim ünite 10


•İşitme engelli çocukların eğitiminde ülkenin imkân ve şartlarının
etkisiyle eğitimde değişik uygulamalar görülür. Bunlar kaynaştırma
adı altında normal okullar içerisinde ayrı okular da ev ve okul
dışındaki diğer kurumlarda yapılır.
•Konuşma; bireyin kendisi ve çevresiyle ilişki kurabilmesi ve
sürdürebilmesini sağlayan sembollerin yer aldığı tepkilerin iletişim
sistemidir.
•Bireyin konuşma sesini en iyi şekilde ifade edebilir hale getirmesi
için yapılan çalışmaların tümüne ses eğitimi çalışmaları denir.
•İşitme engelli çocuğun konuşulanı iyi anlayabilmesi için yapılacak
eğitimlerden biride dinleme eğitimidir.
•Engelli çocuğa sahip ailelerin toplum içinde hak edilen yerleri
alabilmeleri sağlanmalıdır. Eğitim ve sosyal hakların elde edilmesi
toplumla kaynaşmayı kolaylaştırır. İşitme engelli bireyler
özelliklerinin farkındadırlar.
•İşitme kaybı olan ve normal gelişim gösteren çocuklar erken
yaşlardan itibaren çevrelerindeki yazıları fark etmeye başlarlar.
Böylece okuyucu olarak gelişmenin adımları atılmaya başlanır.
•İşitme engelli çocuklara özel eğitim okullarında okul öncesi,
ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde eğitim verilir.

Özel Eğitim ünite 11


•İnsanoğlunun sosyalizasyon süreci içinde icat ettiği ve geliştirdiği
dil, gün geçtikçe daha karmaşık bir hâl almaktadır. Dili iyi
kullanabilmek de insanın sahip olmak istediği bir çok pozisyonun
elde edilmesi için anahtar bir role sahiptir.
•Ancak toplumun yaklaşık olarak %5'i, dili ve konuşmayı yeterince iyi
kullanamamaktadır. Bu durum bu sorunu yaşayan insanları toplum
içerisinde birtakım zorluklar yaşama durumunda bırakabilmektedir.
•Özel eğitim alanında yapılan bir tanılama süreci olan, dil ve
konuşma güçlüğü yaşayan çocukların tanılaması, sorunun tespitini
ve neden arayışını kapsar. Bunun yanında çocuğa uygulanacak olan
terapiyi de içine alır.
•Dünya üzerinde genel olarak kabul edilmiş bir sınıflandırma
sistemine sahip olmayan dil ve konuşma güçlükleri, çıkış noktaları
göz önüne alınarak, organik nedenlere bağlı olanlar, gelişimden
kaynaklananlar ve bu iki sınıf içine girmeyen diğer güçlükler
şeklinde sınıflandırılabilirler. Bununla birlikte, farklı dil ve konuşma
güçlükleri benzer özellikler gösterebilir.

Özel Eğitim ünite 12


•Dil ve konuşma güçlüklerinin her birinin farklı nedenleri olduğu gibi
bazılarının ortak oluşum nedenleri de bulunabilir.
•Dil ve konuşma güçlüklerinin oluşumunda rol oynayan nedenlerin
bir çoğu hâlâ tespit edilememiştir.
•Dil ve konuşma güçlüklerinin oluşumunda bireyin organik olarak
sahip olduğu kusurların yanında, dil ve konuşmanın ortaya çıktığı
gelişim evresinde meydana gelen olumsuzluklar da dil ve konuşma
güçlüklerinin oluşmasında rol oynarlar.
•Çevresel faktörler dil ve konuşma gelişimini destekleyebilirler ya da
bu gelişimi engelleyebilirler. Çocuğun çevreden konuşma adına
aldığı uyaranların eksikliği dil ve konuşma güçlüklerinin oluşumuna
sebep olurlar.
•Çocuğun sahip olduğu otizm, down sendromu gibi engel durumları
da çocuğun dili ve konuşmayı yeterince veya hiç kullanamamasına
sebep olabilir.

Özel Eğitim ünite 13


•Dil ve konuşma güçlüğüne genel anlamda neden olan bazı oluşum
sebeplerinin önlenmesi veya en az seviyeye indirilmesi, dil ve
konuşma güçlüklerinin önlenmesi açısından da önem taşır.
•Bu önlemler çocuğun beyninde oluşabilecek bir hasarın
engellenmesi, varsa işitme kaybının tespiti ve tedavisi, okul öncesi
dönemde eğitim imkânının verilmesi ve ailenin çocuğun dil
gelişimiyle ilgili olarak bilinçlendirilmesi şeklinde geniş bir alanı
kapsar.
•Dil ve konuşma güçlüklerinin bir çoğu tarama testleri yardımıyla
tespit edilebilir. Çocukların bu alanda sahip oldukları sorunun
derinliği de yine bu ölçekler yardımıyla anlaşılabilir.
•Dil ve konuşma güçlüklerinin tanılamasında aile, diğer bütün özel
eğitim sorunlarının tanılamasında olduğu gibi çocuğun sorunu
hakkında en fazla bilgiyi sağlayacak kaynaklardandır.

Özel Eğitim ünite 14


•Bir çocuğun dil ve konuşma açısından gelişimini destekleyen
birtakım faktörler sağlanmadan, onun sahip olduğu problemleri
aşabilmesine yardımcı olmak zordur. Bu faktörlerin içinde en ön
plana çıkanlar, günlük hayatın planlı bir şekilde akışı, sözel ifadeleri
sık sık tekrar etmek, çocuğun kendi odasını düzenlemesi ve
düzenlemeyi yaparken anne-babasıyla diyalog kurması, oyun vb. Bu
elementlerin doğru kullanılması, çocuğun dil ve konuşma
becerilerinin gelişimine de büyük oranda olumlu etki edecektir.
•Çocuklar için uygulanacak dil ve konuşma sağaltımını uygulayan
kişi, bir takım özellikleri bakımından yetişkinler için bu uygulamayı
yapanlardan ayrılır. Çocuk dil ve konuşma terapisti, çocuğun
ihtiyaçlarını bilen ve onun gösterdiği bir takım davranışları olumsuz
olarak algılamayan bir kişidir. Bunun yanında çalışma ortamını
çocuğa göre düzenler ve aileyle iş birliğine girer.
•Çeşitli dil ve konuşma yetersizliklerinin kendilerine özgü sağaltım
uygulamaları vardır. Bunlar için uygulanan metotlar benzerlik de
gösterebilir. Çocuklar için uygulanan dil ve konuşma sağaltımında
kullanılan metotlar içinde en ön plana çıkansa oyun terapileridir. Dil
ve konuşma sorunlarının sağaltımı, çocuğun oyuna olan ilgisini
teoride ve pratikte göz önünde bulundurmaktadır.